derûnî


derûnî
(F.)
[ ﯽﻥورد ]
içten gelen, içe ait.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • deruni — sf., esk., Far. derūn + Ar. ī 1) İçle ilgili, içten Seven insanda fiziki güzelliklerin deruni taraflarını gören gözler olurmuş. S. F. Abasıyanık 2) fel. Özünlü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • DERUNÎ — f. Gönülden, içten …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • kaybolmak — nsz, Ar. ġayb + T. olmak 1) Yitmek Bu okuyuşta mısranın asıl mahiyeti olan deruni ahenk kaybolmuştur. Y. K. Beyatlı 2) Görünür olmaktan çıkmak, görünmez olmak Kocası bu karanlıkta kaybolmuştu. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • özünlü — sf., fel. Bir şeyin aslında veya gerçeğinde olan, ilinekle ilgili olmayıp özde bulunan, deruni, zatî, dışınlı karşıtı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • içki — keçi, oğlak, büz; sirke; deruni …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • AHMED-İ BEDEVÎ — (Seyyid) (Hi. 596 675) Mısır ın en büyük velilerindendir. Hz. Ali neslinden gelir. Bir çok lâkabı vardır. Ona Afrika bedevileri tarzında (yüzü örten peçe) taşıdığından dolayı (el Bedevi) deniyordu. 626 yılına doğru onda deruni bir tahavvül vukua… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük